/Afrodit

olymaphrodite.jpgaşk ve güzellik tanrıçası

AFRODİT : Teogonia’dan naklen Uranos’un kanlı tohumlarından Kıbrısda Baf sahilinde köpükden doğduğunu yani Kronos’un kardeşi olduğunu anlattığımız bu tanrıça, Homeros’un Ilyada destanında, Zeus’un Dione’den doğma kızı olarak tanıtılır.

Afrodit, şuh kahkahalarla gülmeyi seven, “aşk” ve “güzellik” tanrıçasıdır. Tüm tanrıların ve erkeklerin akıllarını çelip onları yoldan çıkarır; kurbanlarına, baştan çıkardıklarına işveli tavırlarla güler, onlarla istihza eder. Hesiodos’a göre, doğrudan doğruya Kıbrıs’da köpüklerden doğan, başka ozanlara göre Sintera adası yakınlarında doğdukdan sonra Kıbrıs’a giden Afrodit, bazen “Sinteralı” bazen “Kıbrıslı” diye de anılır. Ona “VENUS” adını veren Romalı ozanlar da onu aynı niteliklerle tanımış, değişik çeşnideki şiirleri ile onun hakkında benzer öyküleri işlemişlerdir. Güzellik evrene onunla gelmiştir; önünde rüzgârları ve fırtına bulutlarını sürükleyerek denizlerde gezinir; bulutların arasından göz kamaştırıcı ışıklarını gösterir; rastladığı topraklarda rengârenk çiçeklere can verir; deniz dalgalarının coştukları vakit hasıl ettikleri sesin onun şakrak kahkahaları olduğu hayâl edilir. Onsuz bir evren zevk duygusu ve güzellik anlayışından yoksun kalacaktır. Afroditi betimlerken ozanların çizdikleri tablolar böyledir. Ama, kahramanların savaş sahneleri ile yüklü Ilyada’da olduğu gibi farklı görüntüler verdiği de olmuştur; burada, bir ölümlünün ona saldırmakdan korkmadığı yumuşak, zayıf bir yaratıkdır. Daha sonraki şiirlerde ise yaşadığı koşulların etkisi ile, erkekler üzerinde yıkıcı ve ölümcül bir etki yapan kötü ruhlu ve hilebaz kimliği ile tanıtılır. Öykülerin çoğunda “demircilik tanrısı”, çirkin ve topal “HEFAYSTOS”un (Romalılarda Vulkan) karısıdır; başda ADONİS ve ARES olmak üzere başkaları ile aşk yaşar. İffeti temsil eden “Afrodit Urania”dan ayrılması için, bazıları ona görkemli, gösterişli anlamında Pandemos sıfatını vermiştir. Pandemos’un “pan= tüm, bütün; demos= halk” şeklindeki etimolojisinden “popüler”, “tüm halka ait” anlamını da çıkarabiliriz. Sanatta simge olarak “mersin ağacı” ile, sevdiği hayvanlardan güvercin, kırlangıç ya da kuğu ile birlikde betimlenir. Bu tanrıçaya duyulan sevgi nedeni ile Anadolu’da bir çok kent’e “Afrodisyas” adı verilmiştir. Aydın’ın Karacasu ilçesine bağlı Geyre köyündeki aynı isimdeki ören yerindeki Afrodisyas kurulduğunda bir heykeltıraşlık okulunun merkezi olmuştu.

Yeni çağlar edebiyat ve kültürüne etkisine gelince, başda Pierre Louis’nin 1896’da yazdığı unutulmaz “aphrodite” olmak üzere aşk ve şehvet romanlarına esin kaynağı olmuş. Plastik sanatlarda, Atinadaki (öyküsünü sonradan vereceğimiz) ünlü Partenon tapınağının mimarı Faydias ve IV. Asırda yaşamış (aynı isimde gene bir heykeltıraş torunu olan) Praksiteles gibi Yunanlı ustaların eserlerinden başlayarak her çağda “ kadın güzelliği normu” olma iddiası ile yapılan sayısız Afrodit heykelleri müzeleri doldurmuştur.

Afros’un köpük demek olduğunu söyledik; bu anlamı ile zamanımızda kullanılan bazı sözcüklerin terkibine girmiştir: “afro-saç”; köpüklü şarap şişelerindeki gaz basıncını ölçmeye yarayan barometre demek olan “afrometre”, sodyum karbonat çiçeksimesi “afronatron” gibi… Afrodit’in kimliğini ima eden sözcüklerden “Afrodizyak”(cinsel arzuyu kamçılayıcı madde) örnek verilebilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s