/Artemis

olymartemis.jpgavcıların ve hayvanların tanrıçası

ARTEMİS (Romalılarda DIANA): Zeus ve Leto’nun kızı; Apollo’nun ikiz kız kardeşi ve kırsaldaki inananlarca, ilâhî kızların en popüleri olan avcı tanrıça Artemis’in elindeki yay ve okları ile gebe kadınları öldürerek kendi bakireliğini koruduğu kabûl edilirmiş. Kozmik özellikler taşır; bu bakımdan bir gök tanrıçası olarak bilinir. İlk özelliği “vahşî hayvanlar üzerindeki egemenliği” idi (potnia theron). Vahşî nesnelerin Hanım ağası idi; orman ve dağlar gibi yabanıl arazide dolaşırdı; bu bakımdan kült’ü (ona tapınma konusu) başda tanrısal hayvanlar olmak üzere doğa güçleri idi. Ağaç perilerini (Driad’ları) temsil eden genç kızların, Artemis’e adanan törenlerde dans etmeleri yaygın bir ritüeldi; en çok Karya’da uygulaması görülen bu törenlerle ilgili olarak ona “Artemis Karyatis” lâkabı veriliyordu; Karya, efsaneye göre ceviz ağacı nimfası (perisi) imiş. Bazı başka yerlerde Tanrıçayı, sedir ağacını temsil ettiğine inanılarak “Sedratis” diye anarlardı. Söğüt ağacının bulunduğu yerlerde de, bu ağaca aşık olduğu iddia edilerek “Lugodesma – Söğüt tutkunu” diye anılıyordu. Bazen de, muhtemelen, törenler sırasında sureti bir ağaca asıldığı için “Apankomene – Asılı” adını taşırdı. Özetle, çayır, ağaç ve bataklıkların ilâhî ruhu idi. Limnaya, Limnatis (Göllerin Anası) gibi lâkaplar taşıyan Artemis, kaynak ve pınar gibi su perileri (Nayades) ile birlikde sulardaki yabanıl yaşamı korurdu. Bir kadın için yadırganacak bir misyonu yüklenmiş, avcıların ulu’su olmuştu. Her dürüst avcı gibi, genç hayvanlara zarar vermez, onları sakınırdı. Bu özelliği ile, Homeros destanlarında rastladığımız ve Peloponez dışında çok kullanılan “Hayvanların Anası” epitetini almıştı. Bununla birlikde, mitolojik öykülerde sık görülen şaşırtıcı çelişkiler meyanında, kendisine genç bir kız kurban edilmeden Yunan filosunun Troya’ya sefere çıkmasına izin vermemişti. Pek çok başka öykülerde de çok kindar ve acımasız davranışlarına rastlarız (monoteist dinlerde bile bu tür çelişkileri görmüyor muyuz?). Öte yandan, kardeşi Apollon’un okları ile erkeklerin yaşamlarına son vermesi gibi, onun da, gümüş okları ile, ecelleri geldiğinde, kadınları çok anî ve acısız bir ölüme gönderdiğine inanılırdı. Homeros onu sadece, görünmeyen okları ile kadınlara ânî ölüm getiren acımasız bir köylü avcı olarak görmüş; ilgiye pek değer bulmamıştı; Odiseus’da ise, Afrodit gibi, kışkırtıcı kadın güzelliğinin paradigması, modeli olarak göstermiştir. Eskilos’un “Agamemnon” trajedisinde, Artemis, Helen’e yapılan tecavüzü Troya’yı yıkmakla cezalandırmaya kalkan bu Akalı komutana çok büyük bir gazap duyarak, bunu ona pahalıya ödetmek istediği anlatılır. Artemis’in kadınlarla ilişkisi (onlara hem yardım etmesi hem öldürmesi) bağlamındaki adı (anlamı bilinmeyen) “Lokia” idi. Doğumlara yardım ettiği zamanlar “Kalligenia – güzel çocuklar veren” diye nitelendiriliyordu.

Sonraki ozanlarca “Ay”ı temsil ettiğine inanılmaya başlandı. Foebus (Apollon) “Güneş” idiyse o da “Ay”dı. Artemis de dişi Güneş kabûl edilerek bu kimliği ile “Foebe” ve “Ay” kimliği ile “Selene -Lâtincede Luna” olarak anılılırdı; ancak, bu isimler kökenleri bakımından ona ait değildi; “Foebe” eski tanrılardan (Apollon ile ilgisi olmayan) bir Titan’dı. Selene de başka bir “ay-tanrıça”nın ismi olup, ilerde Apollo ile karıştırılmaya sebebiyet verecek olan güneş-tanrısı Helios’un kız kardeşi idi. Artemis’in “Ay Tanrıçası” sayılması, bazı son ozanlara göre, Ay’ın periodik devri ile kadınların âdet dönemleri arasında paralellik bulunmasındandır. Son Klâsik dönemin ozanları Artemis’i Hekate ile aynı kimlikde kabûl ediyorlardı. Onlara göre “üç formda” bir tanrıça idi: 1) Yeryüzünde Artemis, 2) Gökyüzünde Selene, 3) Karanlıklara gömülmüş yer altında Hekate… Hekate “Hilâl”in karanlık yanının, “Ay”ın bulutlar ardına gizlendiğinde karanlık gecelerin tanrıçası idi. Karanlığın gizlediği seyyiatın sorumlusu idi. Bazı yolları belâ ve kötü ruhların etkilerine açılan “Kavşakların Tanrıçası” idi. Ormanda edalı edalı koşuşturan çok sevimli bir avcı kız halinden, ışığını, karanlığın örttüğü yeryüzüne serperek insanlarda huzur verici duygular esinlendiren “Mehtap” halinden; Doğa’dan çiçek, meyve, sebze toplayarak kullarına dağıtan bir bakire bereket tanrıçası halinden korkunç ve tehlikeli bir ilahî varlığa dönüşmesini, gene insanın içindeki düaliteyi temsil etmesi ile mi açıklamak gerek?

İ.Ö. II. Bin yıllarında, Elenes (Yunanlar) denen barbar kabileler Peloponeze göçtüklerinde, yabanıl kırsallığın bakire bir tanrıçasını da beraberlerinde getirmişlerdi. Bu Hanım Ağa, burada “Enodia – Yaya Yolların Tanrıçası”, “Öklia – Muzaffer”, “Agra – Avcı” gibi isimler aldı. Bazı tarihçilere göre Giritte tapınılan (Anadoludaki “Kıbele”ye benzeyen) “Dağların Anası”ndan alınan esinle Yunanlıların kült’ü olmuştur. Attika’da “Halai Araphenides”deki “Tauropolia – Boğa Şenliğinde” “Artemis Tauropolos – Boğa Tanrıça”ya sunulan kan töreni de Artemis kült’ünün Minator (boğa başlı canavar) efsanesinin söylendiği Giritte doğduğunu doğruluyor. Ayrıca, İ.Ö. XIII. Yüzyıl Linear B (B hattı) yazıtlarında tam belirgin olmamakla birlikde “Artemis” adı deşifre edilmiş. Bu Giritli tanrıçanın Britomartis (Tatlı Bakire) diye ikinci bir adı da var (daha başka isimleri de olabilir). Ama, Minos uygarlığından farklı yanları görülmesi bakımından Anadolu uygarlıkları ve Yunanlıların kendi doğa tanrıları ile kimlik karışımından hasıl olduğu belli. İ.Ö. XIII-XII. asırlar boyunca Ege, Doğu Akdeniz ve Anadoluyu altüst eden Völkerwanderug (kavimler göçü) sırasında Deniz Halklarının saldırısına uğrayan Mikenos halkı, Egeyi geçerek Küçük Asyaya göçmesi üzerine orada Sibele (Kıbele) adındaki o yörenin en tanınmış ilâhesi Magna Mater’i (Büyük Anne’yi) bulmuş. Anaerkil Anadoluda bu annenin bir eşi varmış; ama karşısında çok zayıf kalan bu adamın kendisine yaklaşma girişimi ölümü ya da iğdiş edilmesi ile sonuçlanmış. Artemisin simgelerinden geyik ve köpeğin Anadoludaki Miken kalıntılarındaki heykellerde de görülmesinden bu kuram güç kazanıyor. Yalnız, Yunan geleneklerinde ve törensel uygulamalarda bir eş ya da iğdiş edilen rahip yer almıyor. Ayrıca, Artemisle bağlantılı kültler çok çeşitli. Örneğin, Fokis’de ve bazı başka yerlerde, anlamı bilinmeyen “Lofria” epitetli Artemis’e çok sayıda hayvan kurban edilir, bunlar yakılan bir cenaze ateşinin üzerine yığılırdı. “Artemis Agrotera”ya (Vahşetin Tanrıçası) Maraton utkusundaki yardımına karşı duyulan minnetin ifadesi olarak her yıl 500 keçi kurban ediliyordu. İnsan kurbanı uygulaması Öripides’in “İfijenya Toris’de” adlı eseri üzerine kaldırılmış (Hazret-i İbrahim’in insanların kurban edilme adetini, ancak, yerine hayvanları ikame ederek kaldırabilmesi gibi). Çeşitli kaynaklar, Karya’dan Dorların yerleştiği Sicilyaya uzanan hat üzerinde bir çok mevkie, değişik ozanlarca ayrı ayrı onun doğduğu yer olarak bakıldı. Onun onuruna, İ.Ö.VII. yüzyılda yaşamış ozan Alkman’ın lirik şiirlerinin, tanyeri ağarmadan bakireler korosu eşliğinde, okunduğu Sparta doğusundaki kutsal merkezde ona (anlamı bilinmeyen) “Ortia” lâkabı verilirmiş; her halde bu da, kendisinden önce tapınılırken yerini aldığı eski bir ulu ruh…

Doğurganlık tanrıçası olarak çoğunlukla Minoen “Eileithyia” ile özdeşleştirilmiş, “Anne”liği gebeliğe bağlı bir fiilî durum olarak gören bazılarınca “Kourtrophos – Hemşire” olarak anılmıştır. Artemis’in erdenlik ve iffet’i, Ege bölgesinin Deniz Halklarınca istilâ edildiği ve kültürel ve tarihsel karanlığa gömüldüğü dönemde (İ.Ö. 1100-800) ya da bu dönemden hemen sonra bir simge olmakdan çıkarak, bekâretin aile namusunu temsil eden dinî bir değer olduğu şeklinde katı bir inanca dönüşmüş. Kallisto mit’inin kült’ü, Tanrıçanın kendisine bağlanmış rahibelerin bakire olmaları gerekirken, bunlardan birinin hamile kalmasına tahammül edemiyerek, atasözlerine geçmiş ünlü öfkesi ile yay ve okunu yöneltirken, kazaen de olsa oku elinden kaçırarak onu öldürmesini betimler. Bu bağlılık Öripides’in “Hippolitos” adlı eserinde uç noktasına varmıştır; yarı tanrı olan Hippolitos adındaki genç ebedî erdenlik için Tanrıçaya yemin eder; onun bu tavrı Sibele’nin, kendilerini iğdiş eden rahiplerine benzer; yalnız onun iğdişliği fizik değil, manevîdir. Yabanıl arazide hane ve topluluk dışı yaşamı ve cinselliği tadamaması ile Artemis Olimpos tanrıları ailesinden bile sayılmaz. Bazı topluluklarda, özellikle “Artemis Öklia” kültünde, evlenme törenleri, bekaret kaybı öncesi duyulan endişe ve heyecanı yatıştırma amacı ile, onun onuruna icra edilirdi. Mora yarımadasının bir çok yöresinde onun adına yapılan danslar, toplum dışı, yabanıl karakterini yansıtır; vahşî, bazen fallik (erkek cinsel organlarının teşhir edildiği) ögelerle, timpani ve kamış flütler eşliğinde, maskeli katılımcılarca icra edilirdi.

Egemenlik alanındaki mahremiyetini ihlal ettiği için Artemis tarafından erkek bir geyiğe dönüştürülen Akteon’un, çocukları Artemis ve Apollon tarafından oklanarak öldürülen Niobe’nin, Öripides’in trajedilerinde yer alan İfijenya ve Hippolitos’un öyküleri ayrıca anlatılacaktır.

Çok çeşitli kılık ve biçimlere giren Artemis’in, Efes’i ziyaret edenlerin tanık olduğu gibi, bereket ve doğurganlığı simgeleyen çok sayıda memesi olan tasvirleri de var; ancak daha yaygın görüntüleri, sanatın inceldiği dönemlerde yapılan ve en güzel örneği Parisde Louvre müzesinde sergilenen, geyik ve köpek beraberindeki avcı kıyafetli heykelleridir. Bu heykel daha önce Versailles Sarayında teşhir edildiği için “Versailles Artemis’i” diye adlandırılmıştır. Gene Louvre’da, Roma’nın 20 km. kadar doğusunda eski Latium kenti Gabii’de bulunmuş ve Artemis’in drapörili harmaniye içinde, soylu bir tanrıça imajı ile göründüğü heykeli vardır. Efes’de İ.Ö. 560-550 yıllarında inşa edilen (daha çok Diana Mabedi olarak anılan) Artemis Tapınağı (Artemision) Dünyanın yedi harikasından biri sayılıyordu; bu görkemli eserden, geçirdiği talihsiz süreçler sonucu bugün pek iz kalmamıştır. Bunun dışında, Yunanistanda İon adalarından Korfu’da ve ülkemizde, Rahmetli Ekrem Akurgal hocamızın “Ancient Civilizations and Ruins of Turkey” isimli İngilizce eserinde ve Türkiyede uzun yıllar araştırma ve hocalık yapmış George E.Bean’in, İnci Delemen çevirisi dört ciltlik “Eski Çağda Türkiyenin Çeşitli Bölgelerini” anlatan eserinde ayrıntıları görüleceği üzere Salihli ilçemizde Sardis’de (Sart), İzmir Klarosda, Antalyanın Güllük Dağında Termesos’da, Magnesia ad Meandrum’da (Mendres Irmağı üzerinde Magnesia – Manisa dediğimiz Sipilen Magnesia’sından farklı bir nokta) Artemisionlar bulunmaktadır. Keza, aynı Magnesia, Sardis ve Arykanda’da Artemis sunakları vardır.

Kendisine izafe edilen niteliklere uygun olarak “Artemis”isminin bugünün kültüründe kullanıldığı yerlere gelince:
Bekâret ve iffeti simgeleyen Artemis ismi bugün de Yunanlı ailelerce kızlarına verilmektedir. Bunun Lâtin versiyonu Diana adının Batıda daha yaygın olduğunu biliyoruz. Dünyanın yedi harikasından ülkemizde bulunan ikincisi Bodrumdaki anıt-mezara adını veren Karya kralı Mausolos’un eşi de (aynı zamanda kız kardeşi) Artemisia adını taşır. Botanikde, aromatik ve baharat lezzetli bir bitki grubuna, belki de bâkir, kıraç alanlarda 100 türü yetiştiği için “Artemisia” adı verilmiştir. Aya iniş’e yönelik “Apollon Projesi”nden sonra, “Artemis Society International – Uluslararası Artemis Derneği”nce düzenlenen ve Ay’a turistik uzay gezilerini hedefleyen “Artemis Projesi” ortaya çıkmıştır. Genetik biliminde DNA analizlerinin sonucunu gösteren bir tekniğe “Artemis” adı verilmiştir. Java sistemi ile çalışan serbest bir bilişim difüzyonuna “Artemis Yayını” denmektedir. Tasarruflarını değerlendirmek isteyenlere yapılacak rehberlik çerçevesinde “Artemis International Solutions Corporation – Artemis Uluslararası Sorun Çözümü Kurumu” tarafından oluşturulmuş bir “yatırım planlama sistemi” vardır. ABD’nin tüm üniversitelerinde kadın ve çocuk sorunlarını konu edinen “Artemis Kadın Araştırmaları Rehberliği”programı uyglanmaktadır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s