IHephaistos

olymhephaestus.jpgateş tanrısı

HEFAYSTOS (Romalılarda VOLKAN ya da MULSİBER) : “Ateş Tanrısı”dır. Elenik olmayan adının ve kült’ünün yayılış sürecinin de gösterdiği üzere, köken olarak Anadolu ve çevre adalarının inandığı bir ilahî varlıkdır. Onun inanç yuvalarından biri: Antalya, Beydağlarındaki, yabancıların Likya Olimposu dedikleri Yanartaş yöresidir. Ağzında sürekli doğal gaz sızıntısı ile ateş yanan bir yarık ya da baca bulunan nokta dolayısıyla bu adı alan yöre “Ateş Tanrısı” imajının oluşumuna esin vermiştir. Buna benzer bir nokta da Limni adasının, gene gaz kaçağı yapan Moskilos yöresidir. Elen mitolojisinde, kültünün doğum yeri olarak Limniye itibar edilmektedir. Kült’ü İ.Ö. 600 gibi erken bir tarihde Atinaya,çok geçmeden de Sicilyanın volkanik Lipari adalarına oradan Sicilya ve Campania’ya geldi. Girite hiç uğramadı; Attika dışında Yunanistanda uğradığı yerler pek olmadı. Bazıları Zeus ile Hera’nın oğlu olduğunu kâbul eder; bazıları da, Zeus’un Atena’yı tek başına yaratmasına mukabil Heranın da Hefaystos’u tek başına ürettiğine inanır. Mükemmel güzelliğe sahip ölümsüzler içinde çirkin olan bir tek Hefaystosdu; üstelik topaldı. İlyada’nın bir pasajında, çirkin ve şekilsiz olarak doğduğunu görünce vicdansız annesinin kendisini gökyüzünden fırlatıp attığına isyan eder; bu lejand’a göre onu denizden nereidler (su perileri) Tetis ve Öronome kurtarmış; bir mağarada sevgi ile besleyip büyütmüşler. Omeros da tanrıların öykülerini pek ciddîye almıyor olmalı ki, İlyada’nın başka bir bölümünde Hefaystos’un babası Zeus ile Hera’nın kavgaları sırasında annesini savunmasına öfkelenen Zeus’un onu Olimpos’un tepesinden attıdığı ve topal olmasına sebebiyet verildiği naklediliyor; İngiliz ozanı Miltonun çok tanınmış dizelerinde Jupiter’in (Zeus’un), gökyüzünün en uç noktasından fırlatıp attığı Mulsiber’in (Hefaystos) kayan bir yıldız gibi Limni adasına düşüp, Sintialar tarafından kurtarıldığı hikaye edilir. Omeros’a göre, bu dışlanma ona zarar getirmeniş; nereidlerin onu koruduğu mağarayı işlik (atölye) haline getirerek, ölümsüzlere konut, döşeme, silâh, zırh vb. madenî eşya, tanrısal şenliklerde yararlanılan üç ayaklı-hareketli altın sehpa imâl eden onurlu bir zenaatkâr; Atena ile birlikde mesleklerin pîri olmuştur. Zeus’un toprakdan yaratılmasını emrettiği ilk kadın Pandora da onun eseridir. Güneşden ateşi çaldığı için Zeus’un cezalandırdığı Prometeos’un bağlandığı zincirleri de o yapmıştır. İmâl ettiği çok saltanatlı, kocaman bir altın taht’ı annesi Hera’ya vermiş fakat ona garezinden tılsımlı yaptığı bu tahta oturan Hera ince fakat çok güçlü zincirlerle bağlı kalmış; onu kurtarmasını isteyenlere “Benim annem yok” yanıtını vermiş. Dionizos’un ona şarap içirerek sarhoş etmesi sonunda gönlü yumuşamış; ödün olarak Afroditle evlenme karşılığında Hera’yı kurtarmış. İlyada’da onu Afroditle evlendiren Omeros, Odisede zerafet, neşe ve sevincin temsilcisi olan “Kharis”le evlendirir. Hefaystos, çirkinliğine bakmadan zanparalıklar da yapar; bir defasında, Poseidonun da kışkırtması ile, atölyesine Troya savaşı için silah siparişi vermeye gelen bakire Atena’ya tecavüze kalkar; heyecanlı didişme sırasında spermini onun ayaklarına boşaltır; Atena tiksinti ile ayaklarındaki tohumları toprağa silkeler; Toprak Ana döllenerek Atinalıların pîr’i “Erekteos”u dünyaya getirir. Atölyesinde, altından imâl ettiği ve robotlar gibi işlerine yardım eden işçi kızlarla cüce “kabirler – kabeiroi” ve dev “kikloplar” vardı. Yaptığı altından köpekler ve Minosdaki Talos heykeli de robotlar gibi devinimli idi. Akhileos’un, Herakles’in silâhları, Zeus’un kalkanı, Poseidon’un üç dişli zıpkını, Helios’un yaldızlı gemisi, tanrıçaların takıları onun eserleri idi. Çok güçlü olduğundan savaşlara da katılır; düşmanlarını akkor hâlindeki demirlerle öldürürdü. Çıkardığı ateşle Küçük Mendres Irmağını kurutmuştu. Daha sonraki ozanlar, yeraltındaki işliğindeki ergitme faaliyetlerinin (o zamanlar bilinen) Etna, Vezüv, Lipari ve Limni’deki volkanların püskürmesine neden olduğunu yazmışlardır.Arkaik sanatta, genellikle orta yaşlı, sakallı bir adam olarak betimlenir. British Museum’da sergilenen ve Prometeus’un hırçın kardeşi Pandoranın yaradılışında Atenaya yardım ederken görüntülendiği vazoda olduğu gibi, bazen sakalsız, genç tasvirleri de vardı. Genellikle, kısa, manşetsiz bir tünik giyer, dağınık saçlarının üzerine dar bir külah geçirirdi. Fakat her zaman, elinde çekiç ve bazen kıskaçla, idealize edilmiş bir Yunan zenaatkârı görüntüsü verirdi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s